Akya Furyası

Deniz yaşamı o kadar geniş ve gizemlidir ki, biz farkında olmadan denizin altında çok şey değişir. Akıntılar, tuzluluk, ph, sıcaklık, planktonlar, balıklar, kafadan bacaklılar, yumuşakçalar, kabuklular, mercanlar, deniz memelileri vb. milyonlarca organizma sürekli bir değişim ve etkileşim içerisindedir. Denizlerde meydana gelen bu değişimleri çoğu zaman algılayamasak da bazen belli bir türün aşırı azalması ya da aşırı artması gibi gözle görülür değişimler de olabilir. Bariz insan etkisi sonucu oluşanlar dışındaki artış ya da azalışların sebebini kesin olarak bilmek neredeyse imkansızdır. Su ürünleri mühendisleri ve deniz biyologlarının konusuna giren bu artış/azalışları anlayabilmek için biz sadece tahminde bulunabiliriz. Örneğin bazı türlerde meydana gelen yavru patlamalarının sebepleri, yumurtlama döneminde su şartlarının döllenen yumurtaların maximum hayatta kalmasını sağlayacak şekilde olması, balık larvalarının beslendiği plankton miktarındaki artış, balık larvalarının da içinde bulunduğu zooplanktonlarla beslenen balık türlerindeki azalış ya da bir önceki dönemde erişkinliğe ulaşıp üremeye katılan birey sayısındaki artış olabilir. Sebebi bunlardan biri midir yoksa bambaşka bir şey mi bilmiyorum ama 2016 yazında Akdeniz’in en doğusundan en batısına kadar yıllardır görülmemiş bir akya ( Lichia amia ) yavru patlaması meydana geldi.

Son 2.5 senedir yaşadığım ve 2010 senesinden beri avlanmak için sık sık geldiğim Antalya’da bu balığın nesli o kadar azdı ki, sosyal paylaşım platformlarından gördüğüm 1-2 balık dışında Antalya’da akya yakalandığını ne görmüş ne de duymuştum. Akya’nın yaygın olduğu Doğu Akdeniz ve Muğla/Akyaka bölgesine ait av raporlarından sık sık görüp hayranı olduğum bu balığı şimdiye kadar yakalamak nasip olmamıştı. 2016 yaz başında ise bir sürpriz yaşandı. Eş zamanlı olarak Akdeniz kıyılarının tamamında aşırı miktarda akya yavrusu peyda oldu. Yaz başında 1 karış civarı olan akya yavruları gün geçtikçe palazlanıp büyümeye ve önlerine çıkan her türlü yeme saldırmaya başladı. Bu yavru patlaması benim için çok sevdirici bir gelişme olmuştu. 13 Ağustos’ta geçirdiğim bel fıtığı ameliyatından sonraki iyileşme sürecinde çok hafif LRF takımlarıyla çıktığım ilk avda ben de hayatımın ilk akyalarını yakalayıp incitmeden ait oldukları yere iade ettim. Eylül başı itibariyle oltalara vuran akya yavruları 40 cm’e ulaşmıştı. Bu hızla büyür ve hayatta kalmayı başarırlarsa önümüzdeki sene kim bilir ne kadar olacaklardı. Kafamdaki soru işaretlerini giderebilmek için halk arasında çıplak, çatal kuyruk, liça, leka gibi değişik isimlerle de anılan akya balığını araştırmaya başladım ve araştırmalarım neticesinde ortalama 14 yıllık ömür döngüsüne sahip akyaların 200 cm boy, 60 kg ağırlığa ulaşabildiğini ve 1 yaşında 60-70 cm iken cinsel olgunluğa ulaşıp nesil yetiştirmeye başladığını öğrendim.

14086266_10157416096235352_2126456756768092371_o

14117854_10157428207920352_8073666093713726622_n

14212079_10157443004425352_3268192730186720032_n

Bu bilgilere göre 2017 yazında bizi çok keyifli ve adrenalin dolu akya avları bekliyordu. Bunun için tek yapmamız gereken bu balıkları 1 yaşına ulaşıp üreme sağlayana kadar alıkoymamaktı. Fakat bu sevindirici doğa olayı benim için çok üzücü manzaralara da sahne oldu. Çok hızlı bir şekilde büyüyerek kısa sürede devasa boyutlara ulaşabilen bu güzel balığın bilinçsiz ticari ve amatör balıkçılar tarafından henüz birkaç aylık bebekken alıkonulduğunu görmek içler acısı bir durumdu. Akya yavruları büyüme güdüsüyle normalden daha iştahlı bir şekilde beslenirken, özellikle akarsu ağızları, sığ kumluk kıyılar, liman içleri ve mendirek çevreleri gibi bu balıkların yoğun bulunduğu yerlerde tabiri caizse toplu bir amatör balıkçı katliamı baş gösterdi. Bu katliama uzatma ağlarıyla kıyılarda faaliyet gösteren ticari ve kaçak tekneler de eklenince katliamın boyutu büyüdü.

14115469_10157430013365352_1096290201808377828_o

14102668_10157428208305352_6652688235601258127_n

2016 eylül ayında yenilenen amatör ve ticari amaçlı su ürünleri avcılığını düzenleyen tebliğlere göre akya için boy limiti 40 cm olarak belirlendi. Bu tebliğlere göre amatör balıkçı için günlük akya limiti bir adet iken ticari tekneler için herhangi bir adet sınırlaması bulunmuyor. Sürdürülebilir bir balıkçılık için boy limitlerinin her türün en az 1 sefer üremesine olanak verecek şekilde düzenlenmesi gerekirken sürdürülebilirlik ve bilimsellikten uzak bu tebliğler karşısında bazı şeylerin farkında olan herkes hüsrana uğradı. Üstelik tebliğlerdeki tek hata bu değildi. Cinsel olgunluk boyu 27-30 cm olan lüfer için 18 cm, cinsel olgunluk boyu 60-70 cm olan sarı kuyruk için 30 cm, cinsel olgunluk boyu 40-45 cm olan palamut için 25 cm ve hemen hemen bütün türler için cinsel olgunluk boyunun altında limit belirleyen bu tebliğlere akıl sır erdirmek mümkün değil. Maalesef bebek balık avcılığı üzerine kurulmuş, ticari amaçlar uğruna ekosistemi hiçe sayan bu balıkçılık politikası karşısında son 30-40 yıldır denizlerimiz can çekişiyor. Doğa bize halen şans vermeye devam ettiği halde biz her seferinde bindiğimiz dalı kesmeye devam ediyoruz.

14089232_10157433051350352_8858394472288348452_n

Tüm bu olumsuzluklara rağmen yavru akya patlaması denizlerimiz için çok önemli bir gelişme oldu. Yaklaşık 1 ay boyunca LRF takımlarıyla çıktığım her avda çeşitli micro yapay yemlerle en az 1 tane akya palazı kandırıp incitmeden ait oldukları yere iade ettim. Son derece çevik ve güçlü balıklar olan 40-45 cm’lik akya yavrularını micro jig’ler, micro popper’lar, micro vibrasyon yemleri ve silikon balıklarla kandırmak çok keyifliydi. Akya yavruları özellikle sığ meralarda micro popper yemlere çok ilgi gösterdi. Su yüzeyinde su sıçratarak çektiğim micro popper yemlerin arkasından suyu yararak takip eden, hamle yapan, vurup kurtulan ve büyük bir şapırtıyla yakalanan balıklar her seferinde kalp atışlarımın hızlanmasına sebep oldu. Keza micro popper gibi su yüzeyinde titreşim hareketleri yaptırarak çektiğim micro jiglerle de çokça akya kandırmayı başardım. Bu yazıyı kaleme aldığım şu sıralar akya yavruları 55-60 cm’e ulaşmış durumda. Hayatta kalmayı başaranlar 2017 baharında üreme kabiliyeti kazanıp ilk kez nesil yetiştirecek. Umarım her geçen yıl daha da büyüyen ve çoğalan akyalarla bu bereket devam eder. Yaz başında koca koca akyaları yakalayıp incitmeden denize iade etmek için sabırsızlanıyorum. Hepimizin bilmesi gereken bir gerçek var. Biz doğamızı korudukça doğa da yedi veren gül gibi açmaya devam edecek.

14425532_10157549851845352_4781310995427140535_o

14064012_10157433051005352_3826427559426187398_n